Search

Uğur


Uğur ise bir kişinin ismi, ondan zarar gelir mi?

Sebepsiz sevilen insanlar vardır. Aslında çok da yakın değilsindir hiçbiriyle.

Sana bir faydaları da olmamıştır örneğin... senin de onlara!

Birkaç kez aynı masada, aynı ortamlarda bulunmuşsundur tesadüfen,

sen, onlarla aynı samimiyet düzeyinde de değilsin halbuki... onlar daha sıkı fıkı

ama öyle bir hava çıkar ki ortaya, sanki onlardansın sanırsın kendini, sağlarlar bunu tavırlarıyla.

Her biri bir acı hikaye anlatır, hikaye acıdır ama gülmekten kIrılırsın!

Hikaye dediysem gerçek olaylardır anlattıkları, başlarından geçen... biri bitirir diğeri başlar anlatmaya, istersin ki toplantı bir türlü bitmesin!

Hep mantık hatalarını, hukuk hatalarını koyarlar ortaya hem gülerler hem güldürürler.

Ve dedirtirler ki ne aptal adamlar kapatmışlar yüksek mevkileri.

Çağırdılarsa seni de yanlarına demekki bir şey bulmuşlardır sende onlardan yana ?!

Sözü Uğur Cilasun’a getirmek istiyorum da...

son buluştuğumuzdaki kısık gözlerinden fışkıran zeka ve gülümseme

bırakmıyor ki beni!

Beyni pırıl pırıllar göçüp giderken, beyni bitmişler neden direnirler hâlâ?!

***

Polisler, savcılar... rahat mı bıraktılar sanıyorsunuz onu, ömrünün baharında ?!

Yazdığı yazılar, çektiği sıkıntılı günler... kolay mıydı sanıyorsunuz?

Diyor ki...

hepimizin hocası, onun daha da hocası Nusret Fişek’in vefatı nedeniyle yazdığı

“Onun İçin Yazdım”

başlıklı makalesinde:

“Bizler geçmişi suçlu, geleceği de potansiyel suçlular olarak...” (Ne acı değil mi? Tabii ki 1980’ler... ve öncesi)

“Kazanamayacağımız bir seçimi Nusret Hoca sayesinde (bence hep birlikte) kazandık! Ve karşı gruptan aldıkları, kapısı mühürlü Merkez Binasını 6 yılda bir milyardan fazla para ve “kendi binası” ile gençlere devrettik...” diye yazıyordu.

Ve “saygınlığının doruğunda...” devrettiklerinden dolayı gurur duyuyordu!

Gurura ve nedenine bakar mısınız?

Neden sevdiğimi anladınız mı, şimdi?

Yani diyor ki “ben başında olduğum bir kurumu, kendine ait binası ve kasasında parası ile gençlere devrettim” Çalmamış yani çalmamış, ey hırsızlar!

Uğurum, arkadaşım, ağabeyim!

Daha iyi anlamak için bugüne bakın!!

Boşaltılan kasaları, satılan öz varlıklarımızı hatırlayın.

Onun bir şahane makalesi daha vardı, Atatürk sevgisi üzerine... bulamadım!

O kadar güzeldi ki! Aşkı anlatarak Atatürk aşkına bağlayan her şeyi!

Merkez konseyi Genel Yönetmeni ve Genel Sekreteri idi, Uğur Cilasun o 6 yıl boyunca!

Hekimlikte, politikada çizdiği dürüst çizgisi tabipler birliğindeki başarılı çalışmaları unutulmasını önler mi, acaba?

Ey

hem haksız hem gecikmiş adalet, gözün kör olsun e mi?

***

Öyle güzel anlatırdıki aslında canını yakan olayların komik yanlarını...

Neydi derdi derseniz, yurdum insanının daha iyi yaşamasına çabalamak!

Hepsi bu!

Bir de Egemen ve Ülkem; çocuklarının isimleri!

***

Mitoman demişti ya Başkan, K.K’ya...

diyorki Uğur ...

etrafımda fazla kişi olmadığı için (!) başladım ekranlarda mitoman aramaya... acaba KK’dan daha başka kimler var, mitoman olarak?” diye! Sonunda iki kişiye bağlıyor da şimdi yeri değil!

Kimin etrafında fazla kişi vardır ki?

Onlar, bence parmak sayısı kadardılar, az’dılar ama

AS’tılar, her biri kimbilir kaç kişiye denktiler, kendi içlerinde?!

Önce Ahmet Peker bırakıp gitti.

Şimdi de Uğur.

Daim kalacak kimse var mı ki, bu dünyaya kazık gibi?!

Düşünsenize hepsi gitmiş sevdiklerinizin, kalmışsınız tek başınıza!

Allah korusun valla!

Birbirine hiç kazık atmayan… ne atması aklından bile geçirmeyen ve birbirlerinden hiç kazık yemeyen,

biribirlerini karşılıksız seven...

kaldılar: Muzaffer Akış’la İlhan Erkan (benden 5 gün küçük aslında) bir de Cem Keçik ağabeyler kendi başlarına!

Çok yakınlarında zaten pek fazla kişi de kalmayacak bu gidişle,

hele... Uğur da gidince!

Sayarlarsa bir de ben işte!

Saygınlığının hep doruğunda kalacaksın benim nazarımda

sevgili Uğur Ağabeyim.


Prof. Dr. Zafer Öner

43 views0 comments

Recent Posts

See All